Gönül Közü
Bazı ayrılıklar vardır ki üzerinden yıllar geçse de kapanmaz. Bazı özlemler vardır ki insanın yüreğinde köz gibi yanar; ne tamamen söner ne de alev olup biter. İşte buna gönül közü derler. Hasret, insanın içine düşen sessiz bir misafirdir.
Cengiz Han Göksu
Köşe Yazarı
Bazı ayrılıklar vardır ki üzerinden yıllar geçse de kapanmaz. Bazı özlemler vardır ki insanın yüreğinde köz gibi yanar; ne tamamen söner ne de alev olup biter. İşte buna gönül közü derler.
Hasret, insanın içine düşen sessiz bir misafirdir. Ne kapıyı çalar ne izin ister. Bir gün gelir, gönlün en kuytu köşesine oturur. Sonra bir türküde, eski bir fotoğrafta, tanıdık bir kokuda kendini hatırlatır.
Gurbet elde evladını özleyen ana bilir bunu...
Yıllardır görmediği babasının sesini duymayı bekleyen evlat bilir...
Mezarı başında sessizce dua ettiği eşini, dostunu, kardeşini özleyenler bilir...
Çünkü hasret, yokluğun en ağır yüküdür.
Eskiden insanlar birbirine daha yakındı. Aynı sofranın etrafında toplanılır, aynı dert paylaşılırdı. Bayramlar bayram gibi, kavuşmalar kavuşma gibi yaşanırdı. Şimdi ise mesafeler kilometrelerle değil, gönüllerle ölçülüyor. Aynı şehirde yaşayan insanlar birbirine yıllarca uğramıyor, aynı masada oturanlar birbirinin halini bilmiyor.
Teknoloji gelişti, yollar kısaldı ama bazı gönüller birbirinden daha da uzaklaştı.
Hasret kalan insanlar, kalabalıkların içinde bile yalnızdır. Herkes gülerken onların gözleri uzaklara dalar. Herkes konuşurken onlar içlerinden suskun bir muhabbete devam eder. Çünkü gönüllerinin bir köşesinde eksik kalan bir şey vardır.
Bir baba evladını...
Bir evlat annesini...
Bir yar sevdiğini...
Bir dost eski günlerini özler.
Ve özlemek bazen kavuşmaktan daha uzun sürer.
Yine de insanı ayakta tutan şey umuttur. Çünkü gönül közü ne kadar yakarsa yaksın, içinde bir gün kavuşmanın hayalini de saklar. İnsan bazen bir telefona, bazen bir kapı sesine, bazen de yıllardır görmediği bir yüzün ansızın karşısına çıkmasına umut bağlar.
Belki de insanı insan yapan budur.
Unutmamak...
Özlemek...
Vefayı yüreğinde taşımak...
Çünkü hasret çekmeyen gönül sevmenin değerini bilemez.
Ve bilinmelidir ki, gönülde yanan her köz bir sevdanın, bir vefanın, bir insanlık hatırasının son nöbetçisidir.
Allah kimseyi sevdiklerinin hasretiyle sınamasın. Ama hasret düşerse de insanın yüreğine, gönül közü gibi taşıyabilsin; yaksa da insanlığını eksiltmeden, vefasını kaybettirmeden...
Bu Haberi Beğendin Mi?
3 kişiden 3 kişi beğendiSen de yorumunu yaz!
E-posta adresin gizli kalacaktır. Lütfen tüm zorunlu alanları doldurun *Haftanın Özeti
Son dakika haberleri, resimler, videolar ve özel röportajlar












