Yaşlanmamanın Sırrı Ortaya Çıktı
Modern dünyanın en büyük korkularından biri yaşlanmak…Kırışan bir yüz, ağırlaşan adımlar, yalnızlaşan hayatlar…Oysa Japon psikolog Hideki Wada tam tersini söylüyor: “Yaş almak bir son değil, doğru yaşanırsa hayatın en huzurlu dönemi olabilir.
Şennur Yıldız
Köşe Yazarı
Modern dünyanın en büyük korkularından biri yaşlanmak…
Kırışan bir yüz, ağırlaşan adımlar, yalnızlaşan hayatlar…
Oysa Japon psikolog Hideki Wada tam tersini söylüyor: “Yaş almak bir son değil, doğru yaşanırsa hayatın en huzurlu dönemi olabilir.”
İnsan Yaşlanmıyor…
Sadece Hayatı Başka Türlü Anlamaya Başlıyor
Japonya’da milyonlarca insanın elden ele dolaştırdığı bir kitap var şimdi…
Adı sade ama etkisi derin: “80 Yıllık Duvar.”
Ve o kitap aslında tek bir şey söylüyor:
İnsan, yaş aldıkça eksilmez.
Aksine… yüklerinden kurtulur.
Bizim toplumlarımızda yaşlılık hep bir son gibi anlatıldı.
Yavaşlayan beden…
Azalan güç…
Sessizleşen hayat…
Oysa Japonlar meseleye bambaşka bakıyor.
Onlara göre insanın en değerli yılları, artık kimseye kendini kanıtlamak zorunda hissetmediği yıllardır.
Çünkü gençlik hızdır…
Ama yaşlılık fark ediştir.
Bir Japon psikoloğun satırları bu yüzden milyonları etkiledi. Çünkü insanlar artık güçlü görünmekten yoruldu. Sürekli yetişmekten, sürekli savaşmaktan, sürekli birilerine yetmeye çalışmaktan yoruldu.
Ve belki de ilk kez biri çıktı ve şöyle dedi:
“Biraz yavaşla…
Hayat kaçmıyor.”
Ne büyük cümle…
Bugün insanların çoğu ya geçmişin pişmanlığıyla ya da yarının korkusuyla yaşıyor. Kimse bugünün içine gerçekten oturamıyor. Kimse güneşin tenine değdiğini fark etmiyor. Kimse içtiği çayın kokusunu duymuyor.
Oysa Japonların o çok konuşulan kitabında mutluluğun formülü şaşırtıcı derecede basit:
Yürü.
Gülümse.
Az düşün.
Çok kırılma.
Sevmediğin insanlardan uzak dur.
Canın ne istiyorsa onu ye.
Ve her şeye rağmen hayata küsme…
İnsan bu satırları okuyunca şunu hissediyor:
Belki de yıllardır hayatı gereğinden fazla zorlaştırıyoruz.
Çünkü modern dünya bize hep aynı şeyi öğretti:
Daha başarılı ol.
Daha genç görün.
Daha çok kazan.
Daha çok yorul.
Ama kimse şunu söylemedi:
“Huzurlu olmayı da öğren.”
İşte Japonların sırrı tam burada başlıyor.
Onlar uzun yaşamın peşinde değil sadece…
İyi yaşamanın peşindeler.
Bir başka cümle daha var kitapta… insanın içine işleyen:
“Yalnız olmak, yalnızlık değildir.”
Ne kadar güçlü değil mi?
Çünkü belli bir yaştan sonra insan kalabalığın gürültüsünden yoruluyor. Sessizliği seviyor. Kendisiyle konuşmayı öğreniyor. Ve anlıyor ki huzur, bazen kimsenin olmadığı bir odada bile bulunabiliyor.
Belki de yaş almak dediğimiz şey tam olarak budur…
Hayatın gerçek sesini duymaya başlamak.
Bir çocuk gibi heyecanlanabilmek hâlâ…
Yeni bir şey öğrenmek istemek…
Sabah güneşine bakıp mutlu olmak…
Bir çiçeği fark etmek…
Bir insanın gözlerinin içine gerçekten bakabilmek…
Çünkü insanı yaşlandıran şey yıllar değildir.
Heyecanını kaybetmesidir.
Ve belki de bu yüzden Japonya’da milyonlarca insan aynı kitabın altını çiziyor şimdi…
Çünkü herkesin içinde aynı yorgunluk var.
Ve herkes aynı cümleyi duymaya ihtiyaç duyuyor:
“Hayat hâlâ güzel olabilir.”
Hem de tam şimdi…
Tam bu yaşta…
Tam bu halde…
Bazen uzun yaşamın sırrı, sadece hayata küsmeden yaşamaya devam etmektir.
Bu Haberi Beğendin Mi?
1 kişiden 1 kişi beğendiSen de yorumunu yaz!
E-posta adresin gizli kalacaktır. Lütfen tüm zorunlu alanları doldurun *Haftanın Özeti
Son dakika haberleri, resimler, videolar ve özel röportajlar







