Kocaeli Haberleri Kocaeli Son Dakika

Kocaeli'nin Nabzını Tutan Site Kocaeliparaf.com'a Hoşgeldiniz. Kocaeli'in Güçlü Sesi, Kocaeli Haber, Kocaeli Haberleri, Kocaeli Yerel Haberleri

Kocaeli Paraf Haber Sitesi

Kemalpaşa Mh. Cumhuriyet Cd. Petan İşhanı Kat: 5 No:30 İzmit, Kocaeli
sennuruzan@gmail.com

Vicdanı Yıkılan Şehirde Depremi Konuşmak!

17 Ağustos 1999’dan bu yana geçen yıllar, Marmara Depremi’nin izlerini silmedi.

Şennur Yıldız

Köşe Yazarı


Vicdanı Yıkılan Şehirde Depremi Konuşmak!

17 Ağustos 1999’dan bu yana geçen yıllar, Marmara Depremi’nin izlerini silmedi. Peki biz ders aldık mı, yoksa hatalarımızı tekrarlamaya devam mı ediyoruz?

Türkiye Prefabrik ismini ilk kez 17 Ağustos 1999’dan sonra duydu… O gün, asrın felaketi olarak tarihe geçen Marmara Depremi’ni yaşayan milyonlarca insandan biriydim ben de. Henüz çok gençtim; hayatın acısını, çaresizliğini en ağır haliyle hissettiğim anlar o günlere aittir.

Gözlerim yaşlı, yüzüm toz toprak içinde enkaz başında hem fotoğraf çekiyor hem ağlıyordum. Günlerce, aylarca mahalle mahalle, sokak sokak dolaştık. İlçe ilçe enkaz başında bekledik; belki bir canımızı sağ çıkarırız umuduyla… 17 Ağustos’ta çaresizliği öğrendik. Koca koca demir ve kolon yığınlarının arasından mucizeler bekledik. Hortumlarla, enkaz altındaki bir canın sesini duyunca su uzatmaya çalıştık, “yaşasın” diye…

O günlerden geriye nice acı hatıra kaldı. Yaşadık, yaşattık. Bugün 26 yıl geçti… Anlatması da zor, yazması da.

İki yıl boyunca depremzedeler için yaptığımız haberlerle ayakta kalmaya çalıştık. O haberlerde, Türkiye’nin ilk kez tanıyacağı bir kavramı manşete taşıdım:

“Prefabrik evler yapılacak!”

İsmini ben bile doğru düzgün telaffuz edemezken, dönemin Bayındırlıktan Sorumlu Müsteşarı Raci Akyol bana prefabrik evleri kendi aracında anlatmıştı. Çünkü ulaşım yoktu, haber yapabilmem için beni arabasına almıştı.

Tam iki kış, üç yıl boyunca depremzedeler o prefabrik evlerde yaşadı. Biz de oralarda haber yaptık, binlerce hikâye biriktirdik. O yıllarda birinci derecede tarım arazilerinin prefabrik alanlara çevrildiğini yazdığımızda, “Yalan haber” diye tepki gördük. Oysa bugün dönüp baktığımızda, o alanların çoğu kalıcı konutlara dönüştü.

Hatta o günlerde “orta hasarlı ev” diye bir kavram da yoktu. Dönemin hükümeti, konut açığını kapatmak ve ticari hayatı canlandırmak için bu kavramı orataya koydu. Hasarlı evler onarıldı ve insanlar oturtuldu. Aradan 26 yıl geçti, hâlâ o süslü püslü hasarlı binalarda insanlar oturuyor. Bir gün büyük bir sarsıntı olurda bu binalarda yeni canlar kaybedersek acaba bedelini kim nasıl ödeyecek?

Bir diğer gerçek şu: Şeker pancarı, ayçiçeği ekilen birinci sınıf tarım arazilerini, “Geçici olarak prefabrik alanı yapacağız, sonra eski haline döndüreceğiz” diyerek aldılar. Ne oldu? O alanlar bugün konut dolu. Hatta yetmedi; daha verimli araziler de imara açıldı. Başiskele’de, Kartepe’de, Yeşilova’da sayısız prefabrik alan konut oldu.

26 yılda bu şehri yönetenlerin yaptığı tek şey rant uğruna toprağı tüketmek oldu. Şehirleri, köyleri taş yığınına çevirdikçe göç arttı. Göç arttıkça nüfus patladı, Kocaeli trafik, su ve çevre sorunlarıyla boğuşur hale geldi.

Oysa gelecekte tarım, altından da petrolden de kıymetli olacak. Ama ne yapıyoruz? Belediye başkanlarımız birinci sınıf tarım arazilerini yok ediyor, sonra halkın gözüne hoş bir seda bırakmak için “Tarlada üretim yapıyoruz” diyerek fotoğraf çektiriyorlar.

Eskiden hatırlıyorum… Herkesin bahçesinde domates, biber, patlıcan vardı. Meyveler dalından koparılırdı. Çarşı pazarı bilmezdik. Bugün geldiğimiz noktada herkes hazır yiyor. Hazır yediğimiz için herkes üç kuruşun hesabını yapıyor. Hastalıklar artıyor, tüketim çoğalıyor.

26 yılın hesabını bu kenti rant uğruna kullananlar vermeli. Siyasilerin hatalarının bedelini halk ödememeli. Atalarımız boşuna dememiş: “Balık baştan kokar.” Kokmamak, kirlenmemek için önce vicdan sahibi olmalıyız. Kentleri yönetenler, ülkeyi yönetmeye talip olanlar vicdanlı ve dürüst olmalı ki toplum da dürüst olsun.

Yoksa kaç 26 yıl geçerse geçsin, değişen bir şey olmaz. Deprem gerçeği unutulmaz ama ders alınmadıkça toplum yok olur.

Allah bizleri vicdanlı yöneticilerden eksik bırakmasın. Gelecek nesillere yaşanabilir bir dünya bırakmak için teknolojiyi doğru kullanmalı, gençleri tarım ve hayvancılığa teşvik etmeliyiz. Hazır tüketim alışkanlığıyla büyüyen bir nesil, toplumları yok eder.

Bu Haberi Beğendin Mi?
9 kişiden 9 kişi beğendi

Sen de yorumunu yaz!

E-posta adresin gizli kalacaktır. Lütfen tüm zorunlu alanları doldurun *