Okul İçi
Okullar açıldı. Tüm okullarda önce öğrencilere, sonra tüm çalışanlara okul için emek verenlere başarılar diliyoruz. Bu günlerde, annelerin, babaların gözleri, pür dikkatle okulların üstünde. Öyle de olmak zorunda.
Kemal Demirci
Köşe Yazarı
Okullar açıldı.
Tüm okullarda önce öğrencilere, sonra tüm çalışanlara okul için emek verenlere başarılar diliyoruz.
Bu günlerde, annelerin, babaların gözleri, pür dikkatle okulların üstünde.
Öyle de olmak zorunda.
Biliyorsunuz, okullar devletin geleceği, istikbali, yarın ki durumu.
Bundandır, tüm toplumun gözü okullarımızın üstünde.
Hatırlatalım, son dönemde okullar da öne çıkan akran zorbalığı her yerde konuşuluyor.
Bu zorbalığın okullarda fazlasıyla görünmesinin asıl nedeni, toplum yaşayışıdır.
Sosyal medyadır.
Televizyondur.
Basılı yayın organlarıdır.
Dizilerdir, filmlerdir.
Ne diyelim?
“Okul çağı çocuğu bir aynadır.”
Ne alırsa onu yansıtır.
Bu akran zorbalığını yenmek için basın yayında, ekranlarda, sosyal medyada gerekenler titizlikle yapılmalı.
Geleceği korumak uğruna, hiçbir kuruma, bireye taviz verilmemeli.
Tüm ilköğretim okulları ve bu yaş grubunun topluca bulunduğu, yurt vb yerlerde, öncelikle öğrenciler en iyi şekilde takip etmeli.
Taviz verilmesi doğru değil, disiplin şarttır.
Okul içinde öğrenciliğe yakışmayan davranışlar sergileyen öğrenciler, iyice tespit edilmeli.
Bu öğrencilere kazanımcı eylem başlatılmalı.
Yanlışlar kırmadan dökmeden tek tek belirlenerek doğrusu öğretilmeli.
Okul içi, tüm çalışanlar tarafında, her zaman denetim altında olmalı.
Dünyanın hiçbir yerinde başıboş eğitim yoktur.
Eğitimde önce, disiplin gelir.
Disiplinde, önce bireye saygı vardır.
Öğrenci iyi, kötü vb gibi guruplara ayırmak eğitimin ayıbıdır.
Veli toplantılarında, görevli, usule uygun eğitim diliyle toplantıyı yapmalıdır.
Toplantıya gelen veli, çocuğundan dolayı, aşağılanmamalı, olmadık zor duruma sokulmamalıdır.
Tüm öğrencilere, fiziksel zorbalık ve aşağılayıcı söylemden kesinlikle kaçınılmalıdır.
Böyle bir yaklaşım varsa, bu yaklaşım kesinle yanlıştır.
Bu tür öğrencilerle, derhal bireysel yapıcı iletişime geçilmelidir.
Unutmayalım, çubuk yaşken eğilir.
“Eğilmeyen yaş çubukta yoktur.”
Bedenen çalışılan işlerde, aleti elden bırakınca iş biter.
Eğitimcilik öyle değildir.
Yanlıştaki bireyi, günlerce, aylarca beyinde taşırsın.
Olumlu sonuca ulaşana kadar, o birey seni yorar.
Eğitimcilik budur.
Eğitim yöneticisi, okulunda, gereken sorumlulukları fazlasıyla yüklenmek zorundadır.
Çoğu zaman halk arasında, okul yöneticisine benzer derler.
Okul yöneticisi iki, üç kişiyi ya da aynı renkleri yanına alıp günü gün etme yeri değildir.
Okul da, her bireye eşit olmak zorundasınız.
Okul için yapılan çalışmaları iyice görmek zorunluluğu var.
Dışarıya karşı, bükülen değil, okulunu koruyan olmak var.
Okulda öğrenciler, öğretmenler, çalışanlar ve okula dışarıdan gelen tüm bireyler, okulda olduklarından mutlu olmalı.
Okul da bulunanlar kaygı, korku, öfke ve nefret gibi kötü duygulardan karşılaşmamalı.
Okul, okul gibi olmalıdır.
Öğrencilere, toplu halde iken haklarını duyurmakta yarar vardır.
Okulun onlar için aile ortamı kadar sıcak olduğu ifade edilmeli.
Tüm öğrencilere bu sıcaklık yansıtılmalı.
Öğrenciyi yeren aşağılayan sözler ve eylemler derhal bırakılmalı.
Okul içinde uzaktan baskı, hiç kimseye uygulanmamalı.
Öğrencilere, çalışanlara, öğretmenlere ve velilere okulları sorulduğunda, gururla okulun adını telaffuz etmeleri için ortam özenle hazırlanmalıdır.
Bizim ülkemiz geniş ve kültürlü bir ülkedir.
Köklü tarihimiz var.
Dünümüz belli.
Yarına hazırlanmak için önümüzde binlerce örnek var.
Bizim toplum olarak, okullarımızı koruyacak gücümüz de var.
Ne diyelim? Karagözlüm.
Okulların akran zorbalığını en kısa sürede yeneceğine inancımız tamdır.
Hedefimiz bellidir.
O hedef muasır medeniyetler değil mi?
Bu hedef için çalışan tüm bireylere selamlar olsun.
Kemal DEMİRCİ
Bu Haberi Beğendin Mi?
5 kişiden 5 kişi beğendiSen de yorumunu yaz!
E-posta adresin gizli kalacaktır. Lütfen tüm zorunlu alanları doldurun *Haftanın Özeti
Son dakika haberleri, resimler, videolar ve özel röportajlar




