Ben Kandıra Beziyim
Ben, Kocaeli’nin Karadeniz’e bakan yamaçlarında, sabrın, emeğin ve geçmişin iplik iplik dokunduğu bir mirasım. Ben Kandıra bezıyım. Her ilmikte bir annenin duası, her çözgüde bir genç kızın hayali saklıdır. Benim hikâyem çok eskilere dayanır.
Nurdane Mülkem
Köşe Yazarı
Ben, Kocaeli’nin Karadeniz’e bakan yamaçlarında, sabrın, emeğin ve geçmişin iplik iplik dokunduğu bir mirasım.
Ben Kandıra bezıyım. Her ilmikte bir annenin duası, her çözgüde bir genç kızın hayali saklıdır.
Benim hikâyem çok eskilere dayanır. Yüzyıllar boyunca Anadolu’nun kadınları, evlerinin bir köşesinde kurdukları ahşap tezgâhlarda beni dokudu. Özellikle 1800’lü yılların sonlarından başlayarak 1900’lü yılların ortalarına kadar altın çağımı yaşadım.
O yıllarda Kandıra köylerinde hemen her evde bir dokuma tezgâhı vardı. Anneler, nineler, kız çocukları… Hepsi beni dokumayı bilirdi. Çünkü ben sadece bir kumaş değil, bir çeyizdim. Bir umut, bir gelecek hazırlığıydım.
Ben pamuktan doğdum. Doğal, nefes alan, yazın serin tutan, kışın sıcaklık veren bir dost oldum insanlara. Benden gömlekler dikildi, cepkenler yapıldı, üç etek kaftanlar hazırlandı. Gelin bohçalarında yer aldım. Bebek kundaklarını sardım. Ter emen yapımla tarlada çalışan insanların üzerindeydim.
Evlerin içinde, sandıkların en değerli köşesinde saklandım. Lavanta kokuları arasında yıllarca korundum. Çünkü ben sadece bir kumaş değil, bir hatıraydım.
Bir zamanlar devletin desteğiyle de üretildim. Özellikle Sümerbank döneminde dokumacılık teşvik edildi, ustalar yetiştirildi. Kandıra bezinin değeri bilindi, korundu ve yayıldı.
Ben sadece giyimde değil, evlerin içinde de yaşadım.
Benden:
• Masa örtüleri yapıldı
• Perdelere dönüştüm
• Yastık kılıflarına işlendim
• Peştamal oldum
• Yatak çarşafı olarak kullanıldım
Her evde vardım. Her yaşamın bir parçasıydım.
Sonra zaman değişti. Fabrikalar çoğaldı. Hız, emeğin önüne geçti. Tezgâhlar sustu. Ben sandıklara kaldırıldım. Ama yok olmadım. Çünkü ben bir kimliktim.
Bugün yeniden hatırlanıyorum. Genç tasarımcılar beni tekrar keşfediyor. Modern cekete dönüşüyorum, zarif kaftan oluyorum, çağdaş evlerin dekorasyonunda yeniden yer buluyorum. Geçmiş ile geleceği birbirine bağlıyorum.
Ben, Türkiye’nin kültürel hafızasıyım.
Ben, emeğin, sabrın ve zarafetin adıyım.
Ben Kandıra beziyim.
Geçmişten geldim.
Bugünde yaşıyorum.
Ve gelecekte de var olacağım.
Ben Kandıra Beziyim
Bu Haberi Beğendin Mi?
2 kişiden 2 kişi beğendiSen de yorumunu yaz!
E-posta adresin gizli kalacaktır. Lütfen tüm zorunlu alanları doldurun *Haftanın Özeti
Son dakika haberleri, resimler, videolar ve özel röportajlar




